Posted by admin on Ekim 4th, 2011

Mehmet Okuyan - Mustafa İslamoğlu
Mehmet OKUYAN
Bu sohbet, Hilal Televizyonu’nda, 5 Ramazan 1432/ 5 Ağustos 2011 tarihinde “İftar Saati” programından kısaltılarak iktibas edilmiştir.
Mehmet Okuyan: Sevgili kardeşlerim, biz hayatı Kur’an’la tanımaya, hayatı Kur’an’laştırmaya gayret eden insanlarız. Bunun için Kur’an’ı konuşmaya, Kur’an’la konuşmaya, Kur’an’ı konuşturmaya çalışıyoruz. Yakın senelere kadar mesaisi Kur’an olan çok fazla insan yoktu. Ama son 10 yılda burada yüreğimizi kabartacak güzel örneklerle karşılaşmış olmaktan derin bir mutluluk ve haz duyuyoruz. Kur’an’ı anlamak önemli bir ödev, ama aynı zamanda çok ciddi mesailer gerektiren bir iş… Sadece beyninizi değil, yüreğinizi de işin içine katmanız gereken önemli bir iş… Onun için boş zamanları değil, zamanın çok önemli bir bölümünü Kur’an’la ilgili bir meşguliyete ayırmazsanız Kur’an size, arzu edilen oranda dönmez. Hayatını Kur’an’a vermeyenler, Kur’an’dan hayat almayı beklememelidirler. O itibarla biz, hayatını Kur’an’a vermeye çalışan ve tam bir Kur’an adamı olma gayretiyle sizlerin yüreğimize misafir ettiğimiz, gönlümüze yazdığımız kıymetli dostumuzla, ağabeyimizle, hocamızla birlikte sizlere Kur’an merkezli bir sohbet etmeye gayret edeceğiz.
“Kur’an’ı konuşacağız” deyince bazıları yanlış anlıyor. Yani diyorlar ki, “Sadece Kur’an’la olur mu?” Sadece Kur’an’la olur iddiasında değiliz. Ama öyle bir pratik yaşıyoruz ki, bu hayatın içinde hiç Kur’an yok. Biz Kur’an’la başlatalım diyoruz. Onun hayata nasıl yansıtılacağı konusunda Hz. Peygamber’in örnekliğine elbette müracaat ediyoruz. Yazısını ortaya koyanlar, kitap üretenler, makale yazanlar, Kur’an diye bir derdi olanlar, peygambersiz bir din iddiasında elbette değillerdir. O itibarla biz Kur’an dediğimiz zaman, aynı zamanda Hz. Peygamberi de kastettiğimizi özellikle vurgulayalım. Kur’an, peygamberimizin yazılı kısmıdır desek, peygamberimize de canlı Kur’an ismini rahatlıkla verebiliriz. Bu itibarla ikisini birbirinin rakibi gibi değil, birbirinin tamamlayıcısı ya da birbirinden bağımsız anılmayacak iki önemli değer olarak gördüğümüzü özellikle ifade etmek isterim.
İlahiyat fakültesinde yıllardır Kur’an’ı öğrencilere anlatmak için özel gayretler sarf ediyorum. Zaman zaman mealin okutulması noktasında sıkıntılar çekiyoruz. Aldığımız cevapların önemli bir bölümü, meal okumaya başladık ama anlamadık şeklinde tecelli ediyor. Bu anlamadık sözünü duymamak ve Kur’an’la karşılaşan insanların onun engin dünyasıyla rahat buluşmasını temin etmek için “Kur’an’a giriş” anlamında bir kitaba şiddetle ihtiyaç vardı. Gerçekten hava kadar, su kadar şiddetle muhtaç olduğumuz bir kitaptı, Kur’an’ı anlamaya giriş ve onun sûrelerini tanıtan genel bir kitap. Bu anlamda Mustafa İslâmoğlu Hocamız, birkaç ay önce bana, böyle bir kitap hazırlığı içinde olduğunu söylediğinde yeniden doğmuş gibi sevindim. Çünkü meallerin karşısında sûreleri tanıtan bölümler olarak duran bölümler aslında sûreleri yeterince tanıtmıyor. Birkaç âyeti tanıtıyor, geri kalan âyetlerle ilgili bilgiler maalesef yer almıyor. İşte artık, “Kur’an Sûrelerinin Kimliği” adıyla, Mustafa hocamızın kaleme aldığı ve yeni çıkan bu eser üzerine konuşalım ve sizlere, bu eserin niçin/nasıl yazıldığını, hedefinin ne olduğunu hocamızın ağzından aktarmaya gayret edelim.