Çok Satanlar Listesine Girdik

Kuran Sureleri _em çok satanlar listesi

En Çok Satanlar Listesi

Türkiye’nin en önemli internetten kitap satış sitesi kitapyurdu.com sitesinde Kur’ân Surelerinin Kimliği kitabı en çok satılan kitaplar listesine girdi. En çok satan kitaplar listesinde ilk 10′a girerken edebiyat dışı konulardaki en çok satanlar listesinde ise ilk sıraya oturdu.
Tüm kitapseverlere teşekkürlerimizi sunarız.

<a href=”../wp-content/uploads/2011/07/2-300×225.jpg”><img title=”Bakara  Suresi” src=”../wp-content/uploads/2011/07/2-300×225.jpg” alt=”Kevser Suresi ” width=”200″ height=”150″ /></a>

Bakara Suresi

Mustafa İslâmoğlu ile ‘Kur’an Sûrelerinin Kimliği’ üzerine…

Mehmet okuyan Mustafa İslamoğlu

Mehmet Okuyan - Mustafa İslamoğlu

Mehmet OKUYAN

Bu sohbet, Hilal Televizyonu’nda, 5 Ramazan 1432/ 5 Ağustos 2011 tarihinde “İftar Saati” programından kısaltılarak iktibas edilmiştir.

Mehmet Okuyan: Sevgili kardeşlerim, biz hayatı Kur’an’la tanımaya, hayatı Kur’an’laştırmaya gayret eden insanlarız. Bunun için Kur’an’ı konuşmaya, Kur’an’la konuşmaya, Kur’an’ı konuşturmaya çalışıyoruz. Yakın senelere kadar mesaisi Kur’an olan çok fazla insan yoktu. Ama son 10 yılda burada yüreğimizi kabartacak güzel örneklerle karşılaşmış olmaktan derin bir mutluluk ve haz duyuyoruz. Kur’an’ı anlamak önemli bir ödev, ama aynı zamanda çok ciddi mesailer gerektiren bir iş… Sadece beyninizi değil, yüreğinizi de işin içine katmanız gereken önemli bir iş… Onun için boş zamanları değil, zamanın çok önemli bir bölümünü Kur’an’la ilgili bir meşguliyete ayırmazsanız Kur’an size, arzu edilen oranda dönmez. Hayatını Kur’an’a vermeyenler, Kur’an’dan hayat almayı beklememelidirler. O itibarla biz, hayatını Kur’an’a vermeye çalışan ve tam bir Kur’an adamı olma gayretiyle sizlerin yüreğimize misafir ettiğimiz, gönlümüze yazdığımız kıymetli dostumuzla, ağabeyimizle, hocamızla birlikte sizlere Kur’an merkezli bir sohbet etmeye gayret edeceğiz.
“Kur’an’ı konuşacağız” deyince bazıları yanlış anlıyor. Yani diyorlar ki, “Sadece Kur’an’la olur mu?” Sadece Kur’an’la olur iddiasında değiliz. Ama öyle bir pratik yaşıyoruz ki, bu hayatın içinde hiç Kur’an yok. Biz Kur’an’la başlatalım diyoruz. Onun hayata nasıl yansıtılacağı konusunda Hz. Peygamber’in örnekliğine elbette müracaat ediyoruz. Yazısını ortaya koyanlar, kitap üretenler, makale yazanlar, Kur’an diye bir derdi olanlar, peygambersiz bir din iddiasında elbette değillerdir. O itibarla biz Kur’an dediğimiz zaman, aynı zamanda Hz. Peygamberi de kastettiğimizi özellikle vurgulayalım. Kur’an, peygamberimizin yazılı kısmıdır desek, peygamberimize de canlı Kur’an ismini rahatlıkla verebiliriz. Bu itibarla ikisini birbirinin rakibi gibi değil, birbirinin tamamlayıcısı ya da birbirinden bağımsız anılmayacak iki önemli değer olarak gördüğümüzü özellikle ifade etmek isterim.

İlahiyat fakültesinde yıllardır Kur’an’ı öğrencilere anlatmak için özel gayretler sarf ediyorum. Zaman zaman mealin okutulması noktasında sıkıntılar çekiyoruz. Aldığımız cevapların önemli bir bölümü, meal okumaya başladık ama anlamadık şeklinde tecelli ediyor. Bu anlamadık sözünü duymamak ve Kur’an’la karşılaşan insanların onun engin dünyasıyla rahat buluşmasını temin etmek için “Kur’an’a giriş” anlamında bir kitaba şiddetle ihtiyaç vardı. Gerçekten hava kadar, su kadar şiddetle muhtaç olduğumuz bir kitaptı, Kur’an’ı anlamaya giriş ve onun sûrelerini tanıtan genel bir kitap. Bu anlamda Mustafa İslâmoğlu Hocamız, birkaç ay önce bana, böyle bir kitap hazırlığı içinde olduğunu söylediğinde yeniden doğmuş gibi sevindim. Çünkü meallerin karşısında sûreleri tanıtan bölümler olarak duran bölümler aslında sûreleri yeterince tanıtmıyor. Birkaç âyeti tanıtıyor, geri kalan âyetlerle ilgili bilgiler maalesef yer almıyor. İşte artık, “Kur’an Sûrelerinin Kimliği” adıyla, Mustafa hocamızın kaleme aldığı ve yeni çıkan bu eser üzerine konuşalım ve sizlere, bu eserin niçin/nasıl yazıldığını, hedefinin ne olduğunu hocamızın ağzından aktarmaya gayret edelim.

Bakara Sûresinin Konusu

Kevser Suresi

Bakara Suresi

Surenin Konusu :

Ağırlıklı tema beş kelimeyle özetlenebilir.

1-      İtikad ;

2-      Samimiyet ;

3-      İbadet ;

4-      Nübüvvet

5-      Yahudileşme

‘’Ey hidayet isteyen işte bu kitap istediğin hidayettir !’’

Tevbe ile adam olmak, haset ile şeytan olmak. Mesajı : Yahudileşmeyin!

Al-i İmran Sûresi’nin İsmi

Nasr Suresi

Al-i İmran Suresi

‘’İmran Ailesi’’ anlamına gelen adını 33. Ayetinden alır. Medine de indirilmiştir.
Surenin nuzulune iki olay etkili olmuştur. Biri Uhud Savaşı, diğeri Hıristiyan Necran heyetinin gelişi. Bu yıla elçiler yılı denir.
Al-i İmran suresinin mesajı : Hıristiyanlaşmayın !
Üç kuşakta adayış süreci : Hanne-Meryem-İsa.
Nisa Suresi ;
Sure ‘’kadınlar’’ anlamına gelen Nisa adını girişinde yer alan kadının hak ve sorumluluklarını dile getiren ayetlerden alır.
Sure Medine’de inmiştir.
Surenin Konusu :
Surenin bütününde maksat beş temek emniyeti korumaktır.
1-Can emniyeti 2- Akıl emniyeti 3- Din emniyeti 4- Nesil Emniyeti 5- Mal emniyeti.
Ana konusu adalet ve hukuktur. Hukukun temelinin ‘’İnsanlık’’ ortak paydası ve sorumluluk ahlakı olduğunu vurgulayan bir ayetle başlar. Bu ayet muhatapları Allah’a karşı sorumlu davranmaya çağırırken, hem insanlığı hem de merhametin ortak sembolü ‘’Rahim bağına’’ dikkat çeker.

Maide Suresi’nin İsmi

Nas Suresi

Maide Suresi

Maide ‘’Gök Sofrası’’ anlamına gelir.

Sure Medine döneminde nazil almıştır.

Sure ‘’akidler, sözleşmeler’’ manasına gelen Ukud adıyla da anılmıştır.

Sureyi ‘’kurtarıcı’’ manasına gelen Munkışe adıyla ananlarda olmuştur.

Maide Suresi ; Kurallar ve sınırlar suresidir.

Kurtubi, yalnız bu surede geçen 19 farz tespit ettiğini söyler. Surenin maksadı insan kontrollü, kurallı yaşama disiplini kazandırmaktır. Zira bir sınır yoksa hiç sınır yoktur.

Sure Allah-kul arasında ki sözleşmelere sadakat göstermeyi emreder.

En’am Suresi

Enam Suresi

En’am suresi ‘’sığırlar’’ anlamındaki adını, icat edilmiş sahte kutsallıktan söz eden 136 ve devamındaki ayetlerden alır. Surede bu kelime altı kez geçer.
Sure ‘’delil, belge’’ anlamına gelen Huccet adıyla da anılmıştır.
Sure, Mekke döneminin sonlarında, muhtemelen 10. veya 11. yılda bir bütün olarak tek celsede inzal olmuştur.
‘’Deki: ‘’dolaşın yeryüzünü, sonra görün gerçeği yalanlayanların sonunun ne olduğunu’’
Allahın insana şahit oluşu, varoluşun en büyük hakikatıdır. Bu büyük nimetin şükrünü eda için insanda Allah’a şahit olmalıdır.
‘’Kuşkusuz Allah’tır tokumu ve çekirdeği yaran, bu süreçte ölüden diriyi var eden ve diriden ölüyü çıkaran’’.
Şu ahlaki ilke de bu surede yer alır. ‘’Allah’tan başka yalvarıp yakaranlara sövmeyin ki , onlarda cehaletin verdiği nefretle Allah’a sövmesinler.’’
‘’Deki : ‘’ Benim tek istek ve arzum bütün ibadetlerimi, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’a armağan olsun.’’

A’raf Suresi

Nasr Suresi

A'raf Suresi

A’raf ‘’tanıma, bilme’’ manasındaki  urf’ten türetilmiştir.
Sureye Mikat ismi de verilmiştir.
Sureye Misak ismi de verilmiştir. Bu isim sureye : ‘’misak ayeti’’ de denilen ayette Allah-kul sözleşmesinden ilhamla verilmiştir. ‘’ Ve Rabbim Ademoğullarının sulbundan onların nesillerini çıkardığı her zaman, onları kendileri hakkında tanık kıldı: ‘’Ben değil miyim sizin Rabbiniz?’’ Onlarda ‘’kesinlikle’’ dediler, ‘’buna biz şahidiz’’!
Sure Mekke de inmiştir.
A’raf suresi söze Resulullah’ı teselli ile girer.
Bu surenin inişinden dolayı Allah Rasulü’ne  ‘’için daralmasın’’ denilir.
‘’Sen insan fıtratına uyan yolu tut, iyi olanı emret ve haddini bilmezlere aldırma !’’

Ra’d Suresi

Kevser Suresi

Ra'd Suresi

Ra’d Suresi :

Sure ‘’Gök gürültüsü’’ manasına gelen adını 13. ayetten alır. Bu ad, vahye ve onu tebliğ eden Hz. Peygamber’e karşı iyice küstahlaşan Mekke egemenlerine karşı bir tehdit iması taşır.
Ra’d suresinin ana teması ikidir;
1-    Varlığın Allah’a dönük yüzüyle tevhid ve vahdet.
2-    Varlığın mahluka dönük yüzüyle ezvac, ecdad ve kesret.

‘’Mutlak hakikatı gözeten gerçek bir dua. Yalnızca O’na yönelik olmalıdır. O’ndan başka yalvarıp yakardıkları varlıklar, hiçbir şekilde taleplerine karşılık veremezler. (onların durumu), tıpkı ellerini suya doğru açıpta ağzına (suyun) ulaşmasını bekleyen kimse (gibidir) ; bu durumda o asla suya kavuşamayacaktır.  Küfre saplananların duası, sapmalarını (arttırmaktan) başka hiçbir işe yaramaz.

‘’Bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe, Allah da o toplumun gidişatını değiştirmez’’.

Bakara Suresi

bakara

Bakara Suresinin Teefsiri

Kur’an Surelerinin Kimliği kitabından bir kesit:

Orucu farz kılan ayet bu serededir.
Hz. Aişe, bu surenin indiği sırada Resulullah’ın hanesinde olduğunu söyler. İniş süresi en az beş yıl sürmüştür. Mushaf sıralamasında Mukatta’at ile başlayan ilk sure Bakara suresidir.
Baka ‘’İnek’’ demektir. Bir hadiste Bakara suresi  olarak anılır. (Müslim, musafirin 212).
Yine başka bir rivayette Allah resulu sureyi ‘’Kuran’ın Zirvesi’’ (Senamu’l Kuran) olarak adlandırmıştır.(müstedrek).
Sure büyüklüğü, uzunluğu, göz kamaştırıcı dokusu,muazzam konu çeşitliliği ve hükümlerinin çokluğundan dolayı Fustatu’l Kuran diye de anılmıştır ki ‘’Kuran’ın otağı’’ veya ‘’Kuran’ın otağının kurulduğu yer’’ anlamına gelir.
‘’Ayete’l Kürsi’’ diye anılan ünlü ayeti bünyesinde taşıdığı için ‘’Suretu’l Kursi’’ diye de isimlendirilmiştir.
Bakara suresi  Al-i İmran suresi bir hadiste ez-Zehraveyn (‘’İki çiçek’’ veya çiçeğe durmuş iki bitki) olarak isimlendirilmiştir.
Bakara, Kuran’ın en uzun ve konu açısından en zengin suresidir.
Kuran’ın en uzun ayeti olan vadeli borçlanmalarla ilgili olan ‘’deyn ayeti’’ bu surenin 282. ayetidir.

Fatiha Suresinin Nüzûl Yeri ve Zamanı

Fil Suresi

Fatiha Suresi

SÛRENİN NÜZÛL YERİ VE ZAMANI
Fâtiha 23 yıllık vahiy sürecinin ilk yılının başlarında nâzil olmuştur.
Bu yıl miladi takvimle 610 yılına tesadüf etmektedir. Dolayısıyla
Fâtiha sûresi Mekkî bir sûredir. Delili, mü’minlerin başından beri
Fâtiha’sız namaz kılmamış olmalarıdır. Namaz’dan ise daha ilk inen
sûre olan ‘Alak sûresinin 10. âyetinde söz edilmektedir. ‘Alak suresinin
ilk nazil olan 5 ayetiyle surenin devamındaki ayetler arasında her
ne kadar zaman farkı varsa da, bu farkın uzun bir zaman dilimi olduğu
kanaatinde değiliz. Ayrıca Mekkî olduğu kesin olan Hıcr sûresinin 87.
âyetinde yer alan seb’an mine’l-mesâni ile Fâtiha kastedilmiştir. Bu,
Nebevî bir tefsir olarak rivâyet edilmiştir.
Bazıları Fâtiha’nın biri Mekke’de diğeri de kıblenin Kudüs’ten
Mekke’ye tahvilinin ardından Medine’de olmak üzere iki kez nâzil olduğunu
iddia etmiştir. Bu kabul edilemez iddianın mesnedi, birbiriyle
çelişen nüzûl sebebi rivâyetleridir. Rivâyetler arasındaki çelişki giderilemeyince,
sûrenin hem Mekke’de hem de Medine’de indiği yorumu
bazılarına çıkış yolu olarak görünmüştür. Fakat bunun makûl bir izahı
da yapılamamıştır. Sonuçta hakikatin hatırını kırma pahasına rivayetin
hatırı hoş tutulmaya çalışılmıştır.
Böylesi birbiriyle çelişen nüzûl sebebi rivâyetlerinden hiçbirini
zayi etmemenin daha makûl ve izah edilebilir yolları vardır. Mesela,
bazılarını Fâtiha’nın Medine’de ikinci kez indiği sonucuna götüren
nüzûl sebebi rivâyetleri, sahabenin Kur’an’a “inmiş bitmiş” bir kitap
gibi değil, her an hayatlarına inmekte olan bir hitap gibi baktıkları
şeklinde bir değerlendirmeye mesnet olabilir. Zira sahabe çok önceden
inmiş âyet veya sûrelerle, ondan yıllarca sonra olmuş bir olay arasında
sebep-sonuç bağlantısı kurabiliyordu. “Şu şu âyetler falancanın
şu olayı hakkında inmiştir” gibisinden bir değerlendirme, âyetin inişi
ile olayın oluşu arasındaki zamansal nedenselliğe delalet etmemekteydi.
Olsa olsa bu değerlendirme, yaşanan hayatla vahyi aynı gözede
26 27
buluşturmanın bir yöntemiydi. Bu, sahabenin, vahye her an nâzil olan,
hayatın içinde, aktif ve aktüel bir hitap gözü ile baktığını gösterir.
Sözün özü, Fâtiha sûresi tartışmasız Mekkî bir sûredir.

Powered by Akabe Vakfı - Website : Aktif Medya
Kuran Surelerinin Kimliği